Temmuz 2007 için Arşiv

Tuz Ve Su

Pazar, 15 Temmuz 2007

Tuz Ve Su

Hintli bir yaşlı usta,çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı.Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi.Yaşamındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde,yaşlı usta ona,bir avuç tuzu,bir bardak suya atıp içmesini söyledi.Çırak,yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. (more…)

Ateş Ve Su

Pazar, 15 Temmuz 2007

Ateş Ve Su

Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında Sevdalanmış onun deli dağlarına

Hırçın hırçın kayalara vuruşuna Yüreğindeki duruluğa.
Demiş ki suya Gel sevdalım ol

Hayatıma anlam veren mucizem ol. (more…)

Mutluluk Nerede_?

Pazar, 15 Temmuz 2007

MUTLULUK NERDE ???

İnsanoğlu mutluluğu hep hor kullanıyormuş… Hep şikayetçi hep bıkkınmış… Bir gün melekler mutluluğu saklamaya karar vermişler.
” Saklayalım, zor bulsunlar. Zor buldukları için belki kıymetini bilirler ” diyerek başlamışlar tartışmaya. Sorun büyükmüş. (more…)

Sevgi, Başarı, Zenginlik

Pazar, 15 Temmuz 2007

Sevgi, Başarı, Zenginlik

Bir kadın,evinden dışarı çıkar ve uzun beyaz sakallı üç yaşlı adamın evinin önünde oturduklarını görür. Onları tanımaz.

- “Ben sizi tanımıyorum ama aç olmalısınız” der.
“Lütfen içeriye gelin ve bir şeyler yiyin.”

- “Evin erkeği içerde mi?” diye sorarlar adamlar.

- “Hayır” der kadın. “O dışarıda.”

- “Öyleyse içeri gelemeyiz” diye cevap verirler. (more…)

Papatya Ve Kelebek

Pazar, 15 Temmuz 2007

Papatya Ve Kelebek

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış.Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde,kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış.Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da,rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış. (more…)

Köpek Yavruları

Pazar, 15 Temmuz 2007

Satılık Köpek Yavruları

“Satılık Köpek Yavruları” ilanının hemen altında küçük bir çocuğun başı gözüktü ve çocuk dükkân sahibine sordu:

- Köpek yavrularını kaça satıyorsunuz?

Dükkân sahibi:

- 30 dolarla 50 dolar arasında değişiyor fiyatları, dedi.

- Benim 2 dolar 37 centim var, dedi çocuk “Bir bakabilir miyim yavrulara?”

Dükkân sahibi gülümsedikten sonra bir ıslık çaldı ve köpek kulübesinden beş tane yumak halinde yavru çıktı. Yavrulardan biri arkadan geliyordu. Küçük çocuk yürümekte zorluk çeken sakat yavruyu işaret edip sordu:

- Bunun nesi var?

Dükkân sahibi onun kalça çıkığı olduğunu ve hep sakat kalacağını açıkladı. Küçük çocuk heyecanlanmıştı:

- Ben bu yavruyu satın almak istiyorum, dedi.

Dükkân sahibi:

- Hayır o yavruyu satın alman gerekmiyor. Eğer gerçekten istiyorsan, o yavruyu sana bedava veririm.

Küçük çocuk, birden sinirlendi. Dükkân sahibinin gözlerinin içine dik dik bakarak:

- Onu bana vermenizi istemiyorum. O da diğer yavrular kadar değerli ve ben fiyatını tam olarak ödeyeceğim. Aslında şimdi size 2 dolar 37 cent vereceğim ve geri kalanını ayda 50 cent ödeyerek tamamlayacağım.

Dükkân sahibi çocuğu ikna etmeye çalıştı:

- Bu köpeği gerçekten satın almak istediğini sanmıyorum. Bu yavru hiçbir zaman diğer yavrular gibi koşup, zıplayamayacak ve seninle oynayamayacak.

Bunun üzerine küçük çocuk eğildi, pantolonunu sıvadı ve büyük bir metal parçasıyla desteklediği sakat bacağını dükkân sahibine gösterip, tatlı bir sesle:

-Ben de çok iyi koşamıyorum ve bu yavrunun, kendisini çok iyi anlayacak bir sahibe gereksinimi var, dedi….
 

DoSTLuK

Pazar, 15 Temmuz 2007

DosTLuK

     Mevlana ve bir öğrencisi, dostluğun ve arkadaşlığın konu edildiği bir söyleşiden çıkmışlar, yolda birlikte yürüyorlardı. Biraz ileride yolun kenarında, iki köpeğin koyun koyuna sokulmuşlar, birlikte uyumakta olduklarını gördüler. Öğrencisi, biraz önceki söyleşinin de etkisi altında kalarak, bu görüntü karşısında çok duygulandı ve bu duygusunu Mevlana ile paylaşmak istedi:

     “Efendim şu manzaraya bakın” dedi. “Ne denli yüce bir ders alınacak dostluk örneği, değil mi?”

     Mevlana, öğrencisinin bu heyecanı karşısında hafifçe gülümsedi ve kişisel çıkarların nice dostlukları
yakıp kül ettiğini anımsattıktan sonra ona, unutamayacağı bir ders verdi:

     “Evlat, sen onların arasına bir kemik atıver de, bak o zaman gör dostluklarını” dedi.

     “Bir dostluk, kişisel çıkar karşısında unutulmayacak denli sağlamsa, ancak o durumda bir değer ifade eder ve ancak o zaman onun adına ‘gerçek dostluk’ denilir.”